Ana içeriğe atla

LÜKÜS HAYAT

Buraya yazdım mı tam bilmiyorum ama şu sıralar sapiensi okumluyorum insanın evriminden çok insanlığın evriminden bahsedilen sosyolojik, psikolojik, antropolojik bir kitap okunalısı okutturulası kitapta altını çizecek o kadar yere rastlıyorsunuz ki her satırı boyayasım geliyor.


''Tarihin kesin yasalarından biri de şudur. Lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. İnsanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. Onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.''

 Kitapta şöyle çarpıcı bir pasaj geçer ki insan yaşamını, hayatını sorgulamadan edemez. Lükslerin ihtiyaç olması hmmm gözümüzdeki lüks kavramı bile yıllarca evrilmiş şu an bizim gözümüze lüks gelen aslında Ferrari marka spor araba, 3 katlı villa, dünyanın en lezzetli yemeklerinin yapıldığı restarunt veya da 7 yıldızlı ultra süper oteller gelebilir. Ama bu apayrı bir lüks as olan lüks örneğin bulaşık makinesi insanlığın çok da ihtiyacının olmadığı ama olursa da efso olur dediğimiz bir ürün kaldı ki öğrenci evi vs gibi bazı evlere girmişliği bile yok. Lüks kelimesinin Fransızcadan geçtiğini söyleyelim ve anlamının:  Fr luxe gösteriş, gösterişli << Lat luxus, luxur- aşırılık, israf, tantana, debdebe olduğunu da belletelim. Şimdi bu bulaşık makinesi tam olarak israf değil elbet sksks kelime kökeni onu gösteriyo sanki. Amma velakin kendisi artık her evde olmazsa olmaz onun çalışmadığı gün işlerin aksadığı bir gündür. Ulan bu satırları yazınca daha büyük olan bir lüks geldi. Nedir o tabi ki de ELEKTRİK. Şaşırtıcı dimi? Ama bi nevi elektrik de lüks ya insanlık kendisinden bir haberdi ve şuan onun kölesi olmuşuz onsuz iş yapamaz olduk, elimiz ayağımız oldu namıssız .

 ve tyler durden’in dediği gibi ;sahip olduğun her şey, en sonunda gün gelir sana sahip olur. Biz onların esiriyiz bir nevi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mozart nasıl okunur?

Mozart nasıl okunur nasıl ya yazıldığı gibi değil miydi? Değilmiş işte ben de hep Mozart diye okurdum fakat yaklaşık 5-6 ay önce öğrendim ki öyle değilmiş. Bunu da uzun zamandır blogumda yazmak istemiştim fırsat olmamıştı. Derken bugün national geographic'de yayınlanan Einstein dizisinde (deha) Albert Einstein mozarttan bahsederken bi değişik mozart dedi mortsart mı desem modzart mı desem bi garipti. İşte tam olarak nasıldı ya mozartın okunuşu aslında öğrenmiştim ama nasıldı nasıldı derken zorla buldum o linki  uludağsözlükte bi yazar güzelce açıklamıştı ahanda şöyle: "asli ne mozart´tir, ne de modzart´tir. dogrusu mozart yazilisina sahip fakat "motsart" olarak okunur wolfgang amadeus mozart  avusturya´nin salzburg kentinde dogmus ve viyana´da vefat etmistir. bu da demek oluyor ki; kendisi bir avusturyali. avusturya´nin ana dili almanca oldugundan ve almancada da "z (zet)" harfi "ts" olarak okundugundan yanlis söylenen isimdir. bu aynen...

Ölmüşlerinin Canına Değsin

Evde gün vardır onlarca kadın gelmiştir patates salataları sarmalar dolmalar gümletilmiş tatlı yenilmiş keyifleri gayet tıkır. Bu kocakarılar artık karınlarını da doyurdular ve maslowun hiyerarşisini düşünün açlıklarını doyurdular sıra meraklarına doyurmaya geldi ehe ehe.  Önce anneye sorulur onur nasıl napıyo bıdı bıdı anneye tembih edilir beni sorarlarsa yok de. Peki, anne öyle der mi aslaaa katiyennn odasında der. Ve salondan onura seslenilir; onur onur sesleriyle onur fak fak nidalarıyla odasından çıkar salona girer bisürrü teyze bacı elini mi öpsem tokalaşmak da olmaz lan buhranı :( Tereddütlerle girilir. Sorular sorulur. Zaten kızaran bir tiptir onur iyice domates olur. Moruklardan biri yavrımmm su getirir misin der. Hadi ayıp olmasın getireyim der onur. Küçük onur suyu kadına verir ve kadının ağzından şu cümle dökülür :” ölmüşlerinin canına değsin” Ölmüşlerimin canına mı değsin ne demek lan o. Dumur oldum dumur. Küfür mü etti teşekkür mü anlamadım. Hatta oh iyi ki ölmüş...

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Jose Saramago ile tanışmam epey gecikmişti kendisini hele ki kitaplarının ününü duymamak elde değil. Saramago'ya Bilinmeyen Adanın Öyküsü ile başlamak ne derece doğruydu bilemedim. Amma velakin Portekizli bu büyük dehaya bir yerden başlamam gerektiğini biliyodum. Dikkat dağınıklığım had safhada olduğu için uzun 300-400 sayfayı geçen kitapları pek tercih etmiyorum jsjsjs aslında malca kabul ediyorum sırf bu yüzden okumasını ertelediğim  onlarca düşünce,araştırma,roman var.Ama aşacağım bu konuyu yani inş bilemiyorum nasıl olacak da  Her neyse neden bu kitapla başladım çünkü çünkü çünkü yanlış hatırlamıyosam onedio veya benzeri bir sitede kısa ama işlevi iyi kitaplar listesinde görmüştüm. İşlevine gelecez birazdan. Listede gördükten sonra aklıma kazıdım bi ara alır okurum ben bunu dedim. Üstünden günler aylar geçti. İdefixten kitap siparişi verirken ahaa diyip aklıma birden düşüverdi bu kitap. Hemmen (iki m ile mmm  baskısını duyun) sipariş ediverdim. Fiyatı da 8 tl etiket...