Ana içeriğe atla

Freud, Şaka, Mizah

Freud'a göre 2 tip maksatlı şaka vardır; düşmanlıkla ilgili olanlar, cinsellikle ilgili olanlar. 
 İlk bakışta, saldırganlığın nasıl komik olabileceğini anlamak zordur. Hakaretler ve can sıkıcı kinayeler bizi nasıl eğlendirebilir? Neden başka bir insanın aşağılanmasından ve utanmasından zevk alırız? Freud'a göre saldırgan şakalar, bastırılan dürtülerin dışa vurumudur. Bazı insanlara ya da insan gruplarına saldırmak için bilinçaltı bir istek duysak da, benliğimiz ve üst-benliğimiz genelde şiddetin dışa vurumunu engeller. Ama hakaret içeren iyi bir şaka, bu saldırganlık arzumuzu toplumsal olarak kabul edilen bir şekilde dışa vurmamızı sağlar. Zaten masum bir şakadan kim alınabilir ki? Freud'un yazdığı gibi; "Düşmanımızı küçük, aşağılıki sevimsiz ya da komik göstererek, onu yenmenin vereceği zevki dolaylı olarak yaşarız."
  Benzer şekilde, tabulaşmış cinsel konuları da toplumsal açıdan kabul edilmiş cinsel mizah aracılığıyla konuşabiliriz. Cinselliğin açıkça konuşulması, birçok toplumsal ortamda hoş karşılanmaz. Ancak cinsellik üzerine yapılan şakalar sadece hoşgörüyle karşılanmakla kalmaz, anlatılmaları teşvik edilir hatta anlatılanlar ödüllendirilir. Toplum içinde cinsellikten asla bahsetmeyecek muhafazakar ve saygın insanların çoğu, "Geçen gün bir arkadaşım anlattı." diye başlayan fıkraları anlatarak benzeri tabu konulardan kolaylıkla bahsederler. Bir grup araştırmacı, ergenlikteki genç kızların birbirlerine cinsel içerikli fıkralar anlatarak normalde birbirleriyle konuşmaktan çekinecekleri pek çok konuyu kolaylıkla sofra başı sohbetlerine dahil ettiklerini bulmuştur.
 Freud; bu durumlarda gülme tepkimizi "katarsis" ile açıklar. Fıkranın başında saldırganlığın ya da cinsel davranışın tarifi bizde gerginlik yaratır. Son tümce ise bu gerginliğin boşaldığı andır. "Kesin olarak konuşmak gerekirse, neye güldüğümüzü bilmiyoruz." demiştir Freud. "Bu tip fıkraların tekniği oldukça berbattır, ama bize kahkaha attırmadaki başarıları da ortadadır.

Yorumlar

  1. Merhaba..Blog keşif etkinliğinden geliyorum.
    Güzel bir noktaya temas etmişsiniz.Bu saldırgan şakaları çok rahatsız edici ve sinsi buluyorum.Karşıdaki savunmaya geçse "yok canım, şakadan da hiç anlamıyor " oluyor. Üstüne alınmasa ,"ay nede bön " deniyor.vs
    Aslında şaka yaptığını zanneden kişi ,kendi insan kalitesinin ve zekasının düşüklüğünü gösterdiğinin farkında değil.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mozart nasıl okunur?

Mozart nasıl okunur nasıl ya yazıldığı gibi değil miydi? Değilmiş işte ben de hep Mozart diye okurdum fakat yaklaşık 5-6 ay önce öğrendim ki öyle değilmiş. Bunu da uzun zamandır blogumda yazmak istemiştim fırsat olmamıştı. Derken bugün national geographic'de yayınlanan Einstein dizisinde (deha) Albert Einstein mozarttan bahsederken bi değişik mozart dedi mortsart mı desem modzart mı desem bi garipti. İşte tam olarak nasıldı ya mozartın okunuşu aslında öğrenmiştim ama nasıldı nasıldı derken zorla buldum o linki  uludağsözlükte bi yazar güzelce açıklamıştı ahanda şöyle: "asli ne mozart´tir, ne de modzart´tir. dogrusu mozart yazilisina sahip fakat "motsart" olarak okunur wolfgang amadeus mozart  avusturya´nin salzburg kentinde dogmus ve viyana´da vefat etmistir. bu da demek oluyor ki; kendisi bir avusturyali. avusturya´nin ana dili almanca oldugundan ve almancada da "z (zet)" harfi "ts" olarak okundugundan yanlis söylenen isimdir. bu aynen...

Ölmüşlerinin Canına Değsin

Evde gün vardır onlarca kadın gelmiştir patates salataları sarmalar dolmalar gümletilmiş tatlı yenilmiş keyifleri gayet tıkır. Bu kocakarılar artık karınlarını da doyurdular ve maslowun hiyerarşisini düşünün açlıklarını doyurdular sıra meraklarına doyurmaya geldi ehe ehe.  Önce anneye sorulur onur nasıl napıyo bıdı bıdı anneye tembih edilir beni sorarlarsa yok de. Peki, anne öyle der mi aslaaa katiyennn odasında der. Ve salondan onura seslenilir; onur onur sesleriyle onur fak fak nidalarıyla odasından çıkar salona girer bisürrü teyze bacı elini mi öpsem tokalaşmak da olmaz lan buhranı :( Tereddütlerle girilir. Sorular sorulur. Zaten kızaran bir tiptir onur iyice domates olur. Moruklardan biri yavrımmm su getirir misin der. Hadi ayıp olmasın getireyim der onur. Küçük onur suyu kadına verir ve kadının ağzından şu cümle dökülür :” ölmüşlerinin canına değsin” Ölmüşlerimin canına mı değsin ne demek lan o. Dumur oldum dumur. Küfür mü etti teşekkür mü anlamadım. Hatta oh iyi ki ölmüş...

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Jose Saramago ile tanışmam epey gecikmişti kendisini hele ki kitaplarının ününü duymamak elde değil. Saramago'ya Bilinmeyen Adanın Öyküsü ile başlamak ne derece doğruydu bilemedim. Amma velakin Portekizli bu büyük dehaya bir yerden başlamam gerektiğini biliyodum. Dikkat dağınıklığım had safhada olduğu için uzun 300-400 sayfayı geçen kitapları pek tercih etmiyorum jsjsjs aslında malca kabul ediyorum sırf bu yüzden okumasını ertelediğim  onlarca düşünce,araştırma,roman var.Ama aşacağım bu konuyu yani inş bilemiyorum nasıl olacak da  Her neyse neden bu kitapla başladım çünkü çünkü çünkü yanlış hatırlamıyosam onedio veya benzeri bir sitede kısa ama işlevi iyi kitaplar listesinde görmüştüm. İşlevine gelecez birazdan. Listede gördükten sonra aklıma kazıdım bi ara alır okurum ben bunu dedim. Üstünden günler aylar geçti. İdefixten kitap siparişi verirken ahaa diyip aklıma birden düşüverdi bu kitap. Hemmen (iki m ile mmm  baskısını duyun) sipariş ediverdim. Fiyatı da 8 tl etiket...