Ana içeriğe atla

Bugün bunu öğrendim

Merhaba efenim sofie'nin Dünyası'nı okumlamaktayım. Çoğu kişi bu kitabı okuduğum için büyük bir tiksinme ifadesiyle beni süzüp mal lan bu heralde diyo. Hiç mi olumlu tepki alınmaz be krdşm neyse sizin görüşünüzün ne önemi var okuyorum ben. Keşke daha önce okusaydım böyle 16-17 yaşımdayken :@

Bugün kitabı okumaya devam ederken kinikler diye bir kavram gördüm ne bu yav demeye kalmadan kitabımız bizi aydınlattı ufkumuzu 1.75 katına çıkardı 2ye çıkaramadı :(

Nedir bu kinikler, kinizm falan derseniz şudur efem


Yunan düşünürleri Antisthenes’le Diogenes’in oluşturdukları, insanın gerçek erdeme ve mutluluğa, bütün gereksinimlerinden sıyrılarak ve hiçbir değere bağlı kalmayarak ulaşabileceğini öne süren Sokratesçi öğreti. Bu da vikipedi tanımı buymuş yani 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mozart nasıl okunur?

Mozart nasıl okunur nasıl ya yazıldığı gibi değil miydi? Değilmiş işte ben de hep Mozart diye okurdum fakat yaklaşık 5-6 ay önce öğrendim ki öyle değilmiş. Bunu da uzun zamandır blogumda yazmak istemiştim fırsat olmamıştı. Derken bugün national geographic'de yayınlanan Einstein dizisinde (deha) Albert Einstein mozarttan bahsederken bi değişik mozart dedi mortsart mı desem modzart mı desem bi garipti. İşte tam olarak nasıldı ya mozartın okunuşu aslında öğrenmiştim ama nasıldı nasıldı derken zorla buldum o linki  uludağsözlükte bi yazar güzelce açıklamıştı ahanda şöyle: "asli ne mozart´tir, ne de modzart´tir. dogrusu mozart yazilisina sahip fakat "motsart" olarak okunur wolfgang amadeus mozart  avusturya´nin salzburg kentinde dogmus ve viyana´da vefat etmistir. bu da demek oluyor ki; kendisi bir avusturyali. avusturya´nin ana dili almanca oldugundan ve almancada da "z (zet)" harfi "ts" olarak okundugundan yanlis söylenen isimdir. bu aynen...

Ölmüşlerinin Canına Değsin

Evde gün vardır onlarca kadın gelmiştir patates salataları sarmalar dolmalar gümletilmiş tatlı yenilmiş keyifleri gayet tıkır. Bu kocakarılar artık karınlarını da doyurdular ve maslowun hiyerarşisini düşünün açlıklarını doyurdular sıra meraklarına doyurmaya geldi ehe ehe.  Önce anneye sorulur onur nasıl napıyo bıdı bıdı anneye tembih edilir beni sorarlarsa yok de. Peki, anne öyle der mi aslaaa katiyennn odasında der. Ve salondan onura seslenilir; onur onur sesleriyle onur fak fak nidalarıyla odasından çıkar salona girer bisürrü teyze bacı elini mi öpsem tokalaşmak da olmaz lan buhranı :( Tereddütlerle girilir. Sorular sorulur. Zaten kızaran bir tiptir onur iyice domates olur. Moruklardan biri yavrımmm su getirir misin der. Hadi ayıp olmasın getireyim der onur. Küçük onur suyu kadına verir ve kadının ağzından şu cümle dökülür :” ölmüşlerinin canına değsin” Ölmüşlerimin canına mı değsin ne demek lan o. Dumur oldum dumur. Küfür mü etti teşekkür mü anlamadım. Hatta oh iyi ki ölmüş...

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Jose Saramago ile tanışmam epey gecikmişti kendisini hele ki kitaplarının ününü duymamak elde değil. Saramago'ya Bilinmeyen Adanın Öyküsü ile başlamak ne derece doğruydu bilemedim. Amma velakin Portekizli bu büyük dehaya bir yerden başlamam gerektiğini biliyodum. Dikkat dağınıklığım had safhada olduğu için uzun 300-400 sayfayı geçen kitapları pek tercih etmiyorum jsjsjs aslında malca kabul ediyorum sırf bu yüzden okumasını ertelediğim  onlarca düşünce,araştırma,roman var.Ama aşacağım bu konuyu yani inş bilemiyorum nasıl olacak da  Her neyse neden bu kitapla başladım çünkü çünkü çünkü yanlış hatırlamıyosam onedio veya benzeri bir sitede kısa ama işlevi iyi kitaplar listesinde görmüştüm. İşlevine gelecez birazdan. Listede gördükten sonra aklıma kazıdım bi ara alır okurum ben bunu dedim. Üstünden günler aylar geçti. İdefixten kitap siparişi verirken ahaa diyip aklıma birden düşüverdi bu kitap. Hemmen (iki m ile mmm  baskısını duyun) sipariş ediverdim. Fiyatı da 8 tl etiket...