Ana içeriğe atla

insanlar değil insanların hakları eşittir

Bütün insanlar eşittir
Geçiniz efenim geçiniz
İnsanlar ne anlamda eşittir? Hayal gücümüz dışında gerçekten birbirimize eşit olduğumuzun nesnel gerçekliği var mı? Peki, insanlar biyolojik olarak eşit midir?
Biyoloji bilimine göre insanlar yaratılmamış evrimleşmiştir. Ve evrim kesinlikle eşitlikçi değildir. Her insan diğerinden daha farklı bir genetik kod taşır. Ve doğumundan itibaren farklı çevresel etkilere maruz kalır. Biyoloji hakkında ahkâm kesmek haddime değil elbette ama biyolojide hak denen bir şeyden bahsedilemez. Kuşlar hakları olduğu için değil kanatları olduğu için uçar.

Peki, insanlar eşit mi yaşar? Kadın erkeğin karşısında her daim aşağıda görülür. Zengin fakiri istediği gibi manipüle eder. Zenginin satın aldığı zeki, aptalı yanına çeker. Zengin olan iyi okur, diğeri cahil kalır. Biri kültürlüdür, güncel siyaseti takip eder, diğeri ilgisizdir aman sendecidir. Kadın toplumdan baskı görür erkek pohpohlanır. Sakat topluma ayak uyduramaz, sağlıklı onu görmezden gelir. Yani insan doğduğu sosyal çevrenin etkisiyle diğer insanlardan ayrılır farklılaşır. Eşit bile doğsa büyüdükçe eşitlik kaybolur

Her insanın doğuştan gelen genetik özelliklerinin farklı olması bir yana çevresel ve toplumsal koşulların farklılığı, zekâ, yetenek, dış görünüş, karakter, aile, çevre vb. onlarca şey söz konusuyken insanların eşitliğinden ya Allah katında ya da yasalar önünde eşitliğinden bahsedebiliriz.
 Kaldı ki eşitlik, özgürlük, demokrasi gibi kavramlar insanların icat ettiği kavramlardır. Yani yaratılışımızda veya evrimleşmemiz de eşitlik yokken insanların eşitliğinden nasıl bahsedilebilinir ki. 


Bütün bunlara rağmen demokrasi der ki herkes eşittir kendini yöneteni seçme hakkı aynıdır. Ve gariptir ki insanlar bu yönetim sistemini hayatları pahasına korumaya çalışır. Örneğini yakın zamanda gördük(!) Elbette kim istemez herkesin eşit hakları olsun, eşit bilgi seviyesinde, eşit farkındalıkta olsun. Fakat bunu gerçekleştirmenin yolu "varsaymak" değil doğuştan gelen ve eşitsizliklerimizi sosyal haklarla nötrlemek aynı zamanda yaşadığımız ortamın sosyal farklılıklarının oluşumunu engellemekten geçer. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mozart nasıl okunur?

Mozart nasıl okunur nasıl ya yazıldığı gibi değil miydi? Değilmiş işte ben de hep Mozart diye okurdum fakat yaklaşık 5-6 ay önce öğrendim ki öyle değilmiş. Bunu da uzun zamandır blogumda yazmak istemiştim fırsat olmamıştı. Derken bugün national geographic'de yayınlanan Einstein dizisinde (deha) Albert Einstein mozarttan bahsederken bi değişik mozart dedi mortsart mı desem modzart mı desem bi garipti. İşte tam olarak nasıldı ya mozartın okunuşu aslında öğrenmiştim ama nasıldı nasıldı derken zorla buldum o linki  uludağsözlükte bi yazar güzelce açıklamıştı ahanda şöyle: "asli ne mozart´tir, ne de modzart´tir. dogrusu mozart yazilisina sahip fakat "motsart" olarak okunur wolfgang amadeus mozart  avusturya´nin salzburg kentinde dogmus ve viyana´da vefat etmistir. bu da demek oluyor ki; kendisi bir avusturyali. avusturya´nin ana dili almanca oldugundan ve almancada da "z (zet)" harfi "ts" olarak okundugundan yanlis söylenen isimdir. bu aynen...

Ölmüşlerinin Canına Değsin

Evde gün vardır onlarca kadın gelmiştir patates salataları sarmalar dolmalar gümletilmiş tatlı yenilmiş keyifleri gayet tıkır. Bu kocakarılar artık karınlarını da doyurdular ve maslowun hiyerarşisini düşünün açlıklarını doyurdular sıra meraklarına doyurmaya geldi ehe ehe.  Önce anneye sorulur onur nasıl napıyo bıdı bıdı anneye tembih edilir beni sorarlarsa yok de. Peki, anne öyle der mi aslaaa katiyennn odasında der. Ve salondan onura seslenilir; onur onur sesleriyle onur fak fak nidalarıyla odasından çıkar salona girer bisürrü teyze bacı elini mi öpsem tokalaşmak da olmaz lan buhranı :( Tereddütlerle girilir. Sorular sorulur. Zaten kızaran bir tiptir onur iyice domates olur. Moruklardan biri yavrımmm su getirir misin der. Hadi ayıp olmasın getireyim der onur. Küçük onur suyu kadına verir ve kadının ağzından şu cümle dökülür :” ölmüşlerinin canına değsin” Ölmüşlerimin canına mı değsin ne demek lan o. Dumur oldum dumur. Küfür mü etti teşekkür mü anlamadım. Hatta oh iyi ki ölmüş...

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Jose Saramago ile tanışmam epey gecikmişti kendisini hele ki kitaplarının ününü duymamak elde değil. Saramago'ya Bilinmeyen Adanın Öyküsü ile başlamak ne derece doğruydu bilemedim. Amma velakin Portekizli bu büyük dehaya bir yerden başlamam gerektiğini biliyodum. Dikkat dağınıklığım had safhada olduğu için uzun 300-400 sayfayı geçen kitapları pek tercih etmiyorum jsjsjs aslında malca kabul ediyorum sırf bu yüzden okumasını ertelediğim  onlarca düşünce,araştırma,roman var.Ama aşacağım bu konuyu yani inş bilemiyorum nasıl olacak da  Her neyse neden bu kitapla başladım çünkü çünkü çünkü yanlış hatırlamıyosam onedio veya benzeri bir sitede kısa ama işlevi iyi kitaplar listesinde görmüştüm. İşlevine gelecez birazdan. Listede gördükten sonra aklıma kazıdım bi ara alır okurum ben bunu dedim. Üstünden günler aylar geçti. İdefixten kitap siparişi verirken ahaa diyip aklıma birden düşüverdi bu kitap. Hemmen (iki m ile mmm  baskısını duyun) sipariş ediverdim. Fiyatı da 8 tl etiket...